FİRARİ MÜRDÜM ÇİÇEĞİ kitabım ÇIKTI okudunuz mu ?

23.1.12

Limonatacı Çocuk


Daha güneşe dogru bakmasını bilmeyen bir çocukken hayat tuttugu gibi kolumdan ezmeye ve pişirmeye başladı. göz açtıgım o tarih ama bir o kadarda ayrımcılık kokan kasabada kah evliya ve eren yatırlarında bekler,gelen ziyaretçilere MUM satardım.kah 4-5 km uzalkıltaki mesire ve ziyaret yerlerine gider limonata çekirdek satardım. tabi yol patika ve 5 kg limonatamın ancak 3 kg nı bardak hesabı satardım. eksilenin yerini suyla tamamlardım ki annemden azar işitmeyeyim.kaşlarını çatar yine içtin mi yoksa derdi. adeta şenlik yeri oldugu için çok arkadaşlarım vardı.tüm yoksullar ordan geçinir. kesilen adaklardan pay, ziyaret edilen türbelerde çıkanlardan sadaka alan çoktu. oysa ben sıkı sıkı tembihli ve tehditliydim. limonata çekirdek sakız satıp karşılıgını alacaktım . öylede oluyordu tüm yaz. boş zamanlarda oyunlar oynar ve ziyaretçilerin dagıttıgı yemeklerle karnımızı doyururduk. sıradan bir günde yine ziyaretçilerle beraberdik ve bizleri çagırıp sadaka dagıttılar almak istemesemde onlar ve arkadaşlarım beni zorladılar. bişi olmaz daha fazla para kazanırsın dediler.verilen sadakayı aldım. ama kazandıgım parayı annem biliyordu. kaç bardak limonata çıkacagı belliydi. akşam olunca evin yolunu tuttuk. elimdekilerin hepsini satmanın verdigi gururla diger çocuklarla neşeliydik ve şakalaşıyorduk.ha bu arada aldıgım sadaka parayı sıkı sıkı saklamıştım . nereye mi? !! çorabımın içine.:)) sevinçle eve geldim ve tüm hasılatı anneme verdim.ama aklım çoraptaki paradaydı hep. hızla kapının yolunu tutum tam dışarı çıkıcaktım ki ayak baş parmagının yırttıgı çoraptan bir şangırtı koptu. ve paralar benden evvela yuvarlanıp annemin ayakları dibinde durdu ve adeta biz burdayız dercesine. annem bir bana bir paralara birde eline baktı. yoksa elinden mi düştü diye ama tamamdı elindekiler.daha annem agzını açmadan ben o korkuyla aglamaya başladım. yeminler ederek suçsuz oldugumu zorla verdiklerini anlattım. ama yüzüm ıslak salya sümük korku ter içinde ne kadarını anlattım bilmiyorum. annem kollarımdan tutarak beni sarstı. tamam tamam. yeter artık aglama dedi. hayret azarlamadı dövmedide ama niye beynimde çocuksu korkuyla birlikte düşünceler öyle gelip geçiyorduki anlamak ne mümkün. sonra ben susunca her şeyi bildigini söyledi. nerden mi benden evvel gelen çocuklar beni ispiyonlamışlar anneme. annem hep onlara eger böle bir şey olursa kim gelir söylerse onlara para verecegini söylerdi hep. ama ben o limonatacı çocuk ruhumla aklımdan bunları çıkarmıştım. ve o günden sonra annemin bana güveni artmıştı. benim içinde iyi bir ders olmuştu. ne dersiniz sizlerede birer bardak limonata vereyim mi? temmuz sıcaklıgında ve dag serinliginde o çocuk yüregimle dostlar. Daha güneşe dogru bakmasını bilmeyen bir çocukken hayat tuttugu gibi kolumdan ezmeye ve pişirmeye başladı. göz açtıgım o tarih ama bir o kadarda ayrımcılık kokan kasabada kah evliya ve eren yatırlarında bekler,gelen ziyaretçilere MUM satardım.kah 4-5 km uzalkıltaki mesire ve ziyaret yerlerine gider limonata çekirdek satardım. tabi yol patika ve 5 kg limonatamın ancak 3 kg nı bardak hesabı satardım. eksilenin yerini suyla tamamlardım ki annemden azar işitmeyeyim.kaşlarını çatar yine içtin mi yoksa derdi. adeta şenlik yeri oldugu için çok arkadaşlarım vardı.tüm yoksullar ordan geçinir. kesilen adaklardan pay, ziyaret edilen türbelerde çıkanlardan sadaka alan çoktu. oysa ben sıkı sıkı tembihli ve tehditliydim. limonata çekirdek sakız satıp karşılıgını alacaktım . öylede oluyordu tüm yaz. boş zamanlarda oyunlar oynar ve ziyaretçilerin dagıttıgı yemeklerle karnımızı doyururduk. sıradan bir günde yine ziyaretçilerle beraberdik ve bizleri çagırıp sadaka dagıttılar almak istemesemde onlar ve arkadaşlarım beni zorladılar. bişi olmaz daha fazla para kazanırsın dediler.verilen sadakayı aldım. ama kazandıgım parayı annem biliyordu. kaç bardak limonata çıkacagı belliydi. akşam olunca evin yolunu tuttuk. elimdekilerin hepsini satmanın verdigi gururla diger çocuklarla neşeliydik ve şakalaşıyorduk.ha bu arada aldıgım sadaka parayı sıkı sıkı saklamıştım . nereye mi? !! çorabımın içine.:)) sevinçle eve geldim ve tüm hasılatı anneme verdim.ama aklım çoraptaki paradaydı hep. hızla kapının yolunu tutum tam dışarı çıkıcaktım ki ayak baş parmagının yırttıgı çoraptan bir şangırtı koptu. ve paralar benden evvela yuvarlanıp annemin ayakları dibinde durdu ve adeta biz burdayız dercesine. annem bir bana bir paralara birde eline baktı. yoksa elinden mi düştü diye ama tamamdı elindekiler.daha annem agzını açmadan ben o korkuyla aglamaya başladım. yeminler ederek suçsuz oldugumu zorla verdiklerini anlattım. ama yüzüm ıslak salya sümük korku ter içinde ne kadarını anlattım bilmiyorum. annem kollarımdan tutarak beni sarstı. tamam tamam. yeter artık aglama dedi. hayret azarlamadı dövmedide ama niye beynimde çocuksu korkuyla birlikte düşünceler öyle gelip geçiyorduki anlamak ne mümkün. sonra ben susunca her şeyi bildigini söyledi. nerden mi benden evvel gelen çocuklar beni ispiyonlamışlar anneme. annem hep onlara eger böle bir şey olursa kim gelir söylerse onlara para verecegini söylerdi hep. ama ben o limonatacı çocuk ruhumla aklımdan bunları çıkarmıştım. ve o günden sonra annemin bana güveni artmıştı. benim içinde iyi bir ders olmuştu. ne dersiniz sizlerede birer bardak limonata vereyim mi? temmuz sıcaklıgında ve dag serinliginde o çocuk yüregimle dostlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sizin Yorumunuz.!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...