FİRARİ MÜRDÜM ÇİÇEĞİ kitabım ÇIKTI okudunuz mu ?

17.3.15

Öksüz Kasım


Hazanın öksüz güz/eliydi kasım
Düz soluk çizmişti dudağına tülden
Gonca güle her bakışında yağmurluydu gözleri
Yoksa yüreğine diken batışından mı acep?
Habire mektupları boğuyordu posta kutumda
Sebebi okuyamam olsa gerek

Boğaziçi’ni çekerken ince belliden yudumla gözlerin
Dalgalarına hece işliyor maviden Pejmürde balıkçılar
 Şimdi aylardan kasım mevsim ise hüznü hazan
Yüreğini asıyor sarı sonbahar sisle hisarına Rumeli’nin
En tepesinde yedililerinle çamlıca’da baharda
Biz yokuz derken yarım ağızla nasılda buldum ansızın

İç güveyiydin halicin sandalında kız kurunla kasıla kasıla
Yinede her yeşerdiğinde öksüzlüğün unutamadın sen
Mevsimlerin beş/incisi yılına sevdalı kara zemherisin
Kehanet senden yana öksüzlüğün bahane
Rüzgâr bile başka esiyorken öksürükçe neden/siz
Sanırsın azılı bir katili zamane yokluğumuzun

Ve gururuna yenikçe hayata atılırken adım adım
Öksüzlüğün kaldırımlarında y/itiyorum geceyi içince
Dönüyorum geçmişten kalma artık uykularla
Uğurlanmak için sessiz buseyle yağmadan gün/ahlarım
P/eşine dökülsem akrebin zehriyle zaman takviminden
Ve kapansa beyaz perdeyle birlikte gözlerim

Ey ortak iniltilerin çocuğu öksüz kasım
Tüyü bitmemiş şakakları kır kesmiş ehli ulağın
Rakı nefesinden değil elindeki nameye titremesi
Belki de içinde sen olduğundandır gerçek korkuları
Sana gülüşlerimi gönderiyorum kabullenmesen de
Günü birlik aylara in/at karanfil kokan kalemimden








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sizin Yorumunuz.!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...