FİRARİ MÜRDÜM ÇİÇEĞİ kitabım ÇIKTI okudunuz mu ?

22.4.15

Şehri Elaziz


Vakti zamanım doldu sana döndüm evvel ahir
Benim ben o harında yaktığın çocuk ruhlu şair
Bakıyorum hala bitmemiş davamız inançlara dair
Alıp veremediğin benle nedir ey şehri El-Aziz?

Baş edemedim senle bir zamanlar küçücük yumruklarla
Şimdi yüreğim kocaman olsa da dönüyorum y/aralarla
Yollarına seriliyken bedenim peltek paytak ilk adımlarla
Köşe bucak saklıydı sevdalarım kurduğun tuzaklarla
Her kır yağdığında baş tacı etmedim mi seni?

Şüşnaz yokuşu Hıntolar, kayabaşında ser verdim daha gün erken
Köşk sokağı renk sinemasına gençliğin ilk filmiyle kol kola giderken
Sayende yeni cami önünde yuvasız kuşları oynadım dolmuş beklerken
Yoğurt satarak kış günü talebe harçlığımı seninle kazanmadım mı?

Hani istasyon caddesinde ellerimde ağır Ağa tespihi zula da sustalı kabaca
Zengin züppelere kitapsız cümlelerle vurdum da sen gülmüştün hoyratça
Kardeşim Burhan’la okul çıkışı zemheride dost ararken umutsuzca
Sen biz evsizleri yürekli dostlarla tanıştırmadın mı?

Buzul yüreğimi tarhanaya sattım sitemle köşe başı çorbacıda
Taş plak sevdalısıyım harçlığım tükendi elliler çarşısında
Volta’ya müsait Gazi caddesiyle övünürsün işgal altında
Mektep çıkışı beş parasız kar diz boyu şubat karanlığında 
Ay rehberim ışıldar Harput’un yokuşuna y/ayan vurmadım mı?
Şimdi söyle bana ey evliyalar diyarı şehri El-Aziz
Simidi yirmi beş kuruşluk, çayı bulaşık olana s/atılır mı insan?

Yaz geldiğinde insanlar tadarken dondurmayı limonlu, vişneli  
Karsambaçla serinletirim kör buzluğunda yüreğimi pekmezli
Babamın ya Sümer bank ayakkabısına razı olurdum kırk ikili
Ya da meşhur naylon sandaletlerini giyerdim şartsız An/kara lastikli
Bir kez bile ayağıma uygun potin giyemediğimi bilir misin?

Sevabına doyurduğunda evliyalar dem vurdun kibir-i gururdan
Seni geçmişi kirli şehir müsveddesi seni hadi oradan
Söylesene İstanbul kadar büyük müsün bana kol kanat açan?
Zalimliğin bile aynı onunla bire bir taklit ediyorsun utanmadan
Kır yağdığında saçlarıma kalemim seni hep yazmadı mı?

Hiç olmazsa ekmek karşılığı emek satın alıyor şehri sultan
Kartaldan ötede selviler altında yerim sessiz güz/el bir mekân
Yinede ne vakit sana dair serzenişte olursa ufaktan çalım atan
Donar kanım titrer bedenim siperinim garbı afaktan
Oysa her pusular kurduğunda asılmaya gelmedim mi sende?

Dar kapım açık senli zamanların yolculuğuna
Ve ansızın kara sevdan düştükçe od gibi aklıma
Verdiğin kara erik çağalayı kokusuyla sardım bağrıma
Ki sanma habersiz çekip gidişin gitmedi ağırıma?


Şimdi söyle bana ey evliyalar diyarı şehri El-Aziz
Simidi yirmi beş kuruşluk, çayı bulaşık olana s/atılır mı insan?







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sizin Yorumunuz.!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...