FİRARİ MÜRDÜM ÇİÇEĞİ kitabım ÇIKTI okudunuz mu ?

2.4.15

Yansıma Ve Yansıtma Yasası


Hayatınıza giren sevmediğiniz insanlar, size rahatsız olduğunuz özelliklerinizi gösterirler. Yansıma yasasını anladığınızda, kendinizi daha rahat hissedebilmek için başkalarını değiştirmeyi bir daha asla denemezsiniz. Duygusuz görünen bir arkadaşınız varsa, kendinize hangi konuda merhametsizce davrandığınızı sorun. Çocuğunuz düşmanca davranışlar sergiliyorsa, kendi öfkenizi gözden geçirin. Son derece dağınık ve düzensiz bir patronunuz olduğunu hayal edin. Ne kadar düzenli ve sorumluluk sahibi olduğunuzu düşünüp gururlanıyorsanız, muhtemelen sizden bu kadar farklı olduğu için ona epey öfkeleniyor ve sizin yansımanız olamayacağını düşünüyorsunuz. Yine de kendi içinize yönelip düzensiz bir yönünüz olup olmadığını gözden geçirin. Belki de bir parçanız umursamaz ve sorumsuz davranmak istiyordur. Eğer çocukluğunuz sıkı bir disiplin altında ya da sizden çok şey beklenerek geçtiyse, hata yapmaktan ya da ihmalkar davranmaktan korkan bir yönünüz olabilir. Hayatınız boyunca sorumluluk sahibi olup kontrolü asla elden bırakmadıysanız, bu duruma son vermek korkutucu olabilir. Sorumsuz davranmak isteyen yönünüz çevrenizdeki insanlar aracılığıyla size yansıtılır. Patronunuza ne kadar öfkeleniyorsanız, aynada gördüğünüz düzensiz yönünüze de o kadar öfkeleniyorsunuz. Demektir. Eğer hayatınız da sizi kesinlikle rahatsız etmeyen bir özelliğe sahip insan varsa, bu özelliği size yansıtmadığı için onun farkına bile varmazsınız. Başka birinin her hangi bir özelliği sizi ne kadar rahatsız ediyorsa, ruhunuz bir yansımaya dikkatinizi çekmek için o kadar çaba gösteriyordur. Gerçekten hoşlandığınız tüm insanlar, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan özelliklerinize ayna tutar. Hoşlandığınız, saygı duyduğunuz ya da hayran olduğunuz birini ele alın. Onların beğendiğiniz özellikleri üzerinde düşünün. Aynı özelliklere bir dereceye kadar sizde sahipsiniz. Öyle olmasaydı bu insanları hayatınıza çekmez ve onların bu özelliklerini fark etmezdiniz. Evrenin sihirli aynası size bağlantı kurmadığınız güzel bir yönünüzü bu şekilde gösterir. Sahip olduğunuz özelliklere odaklanarak onları geliştirirseniz, bu güzel özellikleri taşıyan daha fazla insan hayatınıza girecektir. Evren bir şeye gerçekten dikkatinizi çekmek istiyorsa, karşınıza aynı anda bakacağınız üç ayna birden çıkaracaktır.  Bir gün Üç kör insanla karşılaşmanız bir şeyleri görmediğinizin habercisi olabilir. Üç kaza gördüyseniz, çok hızlı gittiğinizi ya da bir felakete doğru ilerleyip ilerlemediğinizi gözden geçirmeniz yerinde olacaktır. Havanın muhteşem enerjisi vardır. İletişimi ve yeni fikirleri temsil eder. Sizi rahatsız eden bir cereyanda oturmanız, biriyle kurduğunuz iletişimin sizi rahatsız ettiği anlamına gelebilir. Fırtınalar eski düşünce yapısını bir alandan uzaklaştırarak yeni bir düşünme biçiminin ortaya çıkacağını müjdeler. Temiz hava zihindeki karmaşaya iyi gelir. Yansımanın neyi simgelediğini anlayamıyorsanız, makinenin bir parçasının ne işe yaradığını düşünün. Örnek vermek gerekirse, arabamın anahtarı pille çalışıyordu. Yedek anahtarımın pili bitmişti onu değiştirmeye fırsat bulamadan diğer anahtarımın da pili bitti. İkisi de çalışmadığı için arabama binemiyordum. Yedek anahtar diğer insanların arabama (bana) ulaşabilmelerini sağlıyordu. Benim anahtarım ise benim arabama (bilincime) ulaşabilmemi sağlıyordu. Piller onu temsil eden enerjiyi temsil ediyordu. İki pilin bitmesi, ne başkalarına ne de kendime hiçbir yardımım dokunmayacak kadar yorgun olduğumu yansıtıyordu. Yaşamımıza giren her ne olursa olsun, aynaya bakıp size ne öğretmeyi amaçladığını görün. Yansıma yasasını bir kez anladığımızda, yaşamın bize ne söylediğine bakarak sipiritüel gelişimimizi hızlandırabiliriz. Dünyadaki yolculuğumuz büyüleyici ve heyecan verici bir deneyim haline gelir. Aynada gördüklerinizi yorumlamanın iki yolu vardır.  Gördüğünüz şeyi kendiniz yansıtmış olabilirsiniz. Kendinize çektiğiniz bir niteliğinizi de görmeniz muhtemeldir. Yansıttığınız şeyin ne olduğunu bulmak için karşınızdaki insan ya da durum hakkında konuşun. Örneğin “Cömert, fakat sinir bozucu bir insansın,” diyebilirsiniz. Sonrada kendi içinize dönüp cömert ve sinir bozucu yönlerinizi gözden geçirin. Yansımayı kendinize nasıl çektiğinizi öğrenmek için, karşınızdaki insanın ya da durumun nasıl hissetmenize yol açtığını inceleyin. Örneğin “Bana kendimi yetersiz hissettiriyorsun,” cümlesi, size kendi yetersizliğinizi yansıtmaktadır.
Yansıtma Yasası:
Dünyada kendi özelliklerimiz bize geri yansıtılır. Kendimiz dışında her şey içimizdeki bir şeye ayna tutmaktır. Bu yüzden dışarıda gördüğümüz her şey bir yansıtmadır. Bir özelliğimizi, örneğin inatçılığımızı ele alıp, bu özelliği çevremizdeki insanların taşıdığını hayal ederiz. Kendi iyi yada kötü özelliklerimizi diğer insanlara yansıtıp bu özelliklerin onlara ait olduğunu varsayar, aslında onları taşıyanın bizler olduğumuzu genellikle reddederiz. Gerçek şudur: Sadece kendinizi görebilirsiniz. Sadece kendinizi duyabilirsiniz. Sadece kendinizle konuşabilirsiniz. Sadece kendinizi eleştirebilirsiniz. Sadece kendinizi övebilirsiniz. ‘Sen’ ya da ‘O’ kelimelerini her söylediğinizde, kendi özelliklerinizi başka birine yansıtırsınız. “Sen tuhafsın,” dediğinizde, bilincinde olmadan karşınızdaki insanda kendi tuhaflığınızı görürsünüz. “O aptal,” dediğinizde, kendi aptallığınızı o kişiye yansıtırsınız. Ya da kendi muhteşemliğinizi karşınızdaki kişide gördüğünüz için “Sen muhteşemsin,” diyebilirsiniz. Başkalarına bilge olduklarını söyleyip kendi bilgeliğinizi kabul etmiyorsanız, bilgeliğinizi dış dünyaya yansıtıyorsunuz demektir. Başka birinin bizimle aynı şeyi hissettiğini varsaydığımızda, yaptığımız şey bir yansıtmadır. “Bu konuda kendini berbat hissediyor olmalısın,” ya da “Çok keyiflenmiş olmalısın,” cümleleri birer yansıtmadır.  Kendi hislerinizi bir başkasına yansıtırsınız. Onlar tamamen farklı hissediyor olabilirler. “Kimse muhallebi sevmez,”  cümlesi bir yansıtmadır. Tanımadığınız biri hakkında “Tabii ki atlardan hoşlanıyor,” demekte öyle. Korkularımızı dünyaya yansıtırız. Bir kadının hayat arkadaşına “Sen bir faresin. Kendi hakkını savunmaya cesaretin yok,” dediğini duymuştum. Adamın cesaretinin olmadığı kesinlikle doğru olabilir. Ancak kendi içinde de kendi hakkını savunmaya korkan bir yönü olmasaydı, adamın bu özelliğini algılayamazdı. Sert, maço bir kadın olmasına rağmen, kendi içindeki ürkek bir yönünü hayat arkadaşına yansıtıyordu. “Birine espri anlayışın yok,” derken, sadece o insanın o hayata sizden farklı bakış açısıyla yaklaştığını söylersiniz. Sizinkinden tamamen farklı, muhteşem bir espri anlayışı da olabilir. Ona bu sözleri söylerken, aslında kendiniz hakkında yorum yapıyorsunuz. Kendi içimizdeki varlığını reddettiğimiz özelliklerin bir başka insana ait olduğunu hayal etmek daha kolaydır. İçimizdeki düşmanlığı bastırıp pasif bir öfke olarak ifade ederseniz, düşmanlığınızı etraftaki insanlara yansıtır ve öyle olsalar da olmasalar da onların agresif olduklarını zannedersiniz. Karşınızdaki kişi böyle bir niyet beslemese ve buna benzer bir dışa vurumda bulunmasa da onun öfkeli ya da tehditkâr tutumlar sergilediğini zihninizde canlandırmak konusunda seçici davranırsınız. Nefretlerini dünyaya yansıtan insanlar herkesin kendilerini alt etmeye çabaladığını düşünürler.



NoT: Sipiritüel Yasalar (D.Cooper) adlı kitaptan alınmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sizin Yorumunuz.!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...