FİRARİ MÜRDÜM ÇİÇEĞİ kitabım ÇIKTI okudunuz mu ?

25.5.15

İnanılmaz Yolculuk


Bu yeni hayatınızın ilk günü, İnanılmaz bir yolculuğa başladınız. Bu mutlak bilgiye yolculuk, Sizi oraya götürecek bir harita yok. Yolunuzu bulmayı başarırsanız diğerleri sizin yolculuğunuzun haritasını çıkaracak. Yol boyunca yanlış dönüşler, mutlak bilgiden uzaklaştıran sapaklar var. Fakat olağan üstü rehberler, Üç Eşsiz Güç, sizinle birlikte olacak, size gereken mesajları verecek; size ne zaman yoldan çıktığınızı söyleyecek ve içsel pusulanızı tekrar etkinleştirecek. Sizi oraya götürecek bir harita yok ama daha önce bu yoldan geçmiş olanların sunduğu bazı ipuçlarından faydalanabilirsiniz. Hem de kulaktan dolma söylentiler pazarına, kapıları kapatılmış Vahyin katı tapınaklarına, korkunç kısır döngülere veya yarım yamalak hatırlanan şeylere takılıp kalmadan.
Yolu yol gösterecek: Evrene yaslandığınızda evrenin sizi destekleyeceğine güvenin. Dostlarınız ve iş arkadaşlarınız sizi anlamasa da ve sizi değişmemeye zorlasa da kalbinizin ve hayallerinizin size anlattıklarına güvenin. Gerçek dostların özelliğini anlamasalar bile, değişim dönemlerinde sizi destekleyenler ve hoş görü gösterenler olduğu size hatırlatılacaktır. Şu sözleri hatırlayın. Bundan yirmi yıl sonra durup geriye baktığınızda yaptıklarınızdan çok yapmadığınız şeyler için pişmanlık duyacaksınız. O yüzden halatları atın. Teknenizle güvenli limandan ayrılın. Yelkenlerinizle rüzgârı yakalayın. Araştırın, keşfedin. Hayal kurun. Bu sözler üç eşsiz gücün ustalarından Mark Twain’e ait. O bunu sizden önce yaptı. Sizin yolculuğun bir parçası olabilir de olmayabilir de ama onun bildiği şeylerden biri, evrenin derinlerine giden en kolay yollardan birinin inanılmaz derecede küçüldüğünüzü, böylece bir insan hücresindeki dünyaya girebildiğinizi veya bir atomun parçacıkları arasında gezinebildiğinizi hayal etmek olduğudur.
Vizyonunuzu sürdürün: Vizyonunuza yönelin, onu zihninizde ve duygularınızda mümkün olduğu kadar canlandırın. Onun içinde oynayın, rahatlayın, evi idare edin, yaratın, sevişin. Bunu özellikle uykuyla uyanıklık arasında yapın; uykuya dalarken veya uyanırken. Bilgeleştikçe ve mutlak bilgiye yaklaştıkça Vizyonunuzun şekilleri gelişsin. Siz değiştikçe hayalinizde yarattığınız ev de değişebilir. Yeni katları olabilir. Onu sizinle paylaşanlar değişebilir çünkü bazı ruh sözleşmeleri sonsuza kadarken bazıları da belirli bir süre içindir ve sınırlı bir amaca yöneliktir. Belirlediğiniz amaçları yol boyunca kontrol edin. Amaçlarınızı güçlendirmek için geliştirdiğiniz olumlamaları yenileyin, gerekirse değiştirin ve güncelleyin. Kaybolmamak için Vizyonunuzu aklınızda tutun. Vizyonunuzun arzu yüklü olduğundan emin olun. Geç saatler de evinizde izlediğiniz bir film gibi zihninizi o Vizyonun önünde park etmekle yetinmeyin. Vizyonunuz arzunun gücünü taşımadıkça hedeflerinizle olan bağlantınızı yitirirsiniz ve yolunuzu kaybetmeye mahkûm olursunuz.  Ama arzunuzu Vizyonunuzla tam olarak birleştirirseniz dünyadaki tüm güçlerin sizi destekleyeceğinden emin olabilirsiniz.
Dikkatinizi verin: Her fırsatta üç eşsiz gücün oyunlarına, kalbinizdekilere, sezgilerinize ve zihninize dikkatinizi verin. Yollardaki o çökmüş, devrilmiş, yorulmuş yolcular kim mi? Barlarda, Cafe’ler de bunu asla başaramayacaklarını konuşanlar? Onlar yolculuğun yasalarından birini unutmuş olanlardır. Enerji, ilginin aktığı yöne doğru akar. Negatif düşüncelerin ve hislerin farkındalığımızı kontrol etmesine izin verdiğimizde enerjimiz de bunlara sapar. O zaman da yolda zihin canavarlarımızla karşılaşırız. İçerde nasılsa dışarı da da öyledir. Ne düşünür hissedersek evren kabul eder. Başkalarının neyin mümkün olduğu ile ilgili kendi düşüncelerini kabul etmeniz için ısrar ederek yolunuzu tıkamasına izin vermeyin; onların mutsuzluk veya kıskançlık yüklerini yüklenmeyin. Hayalleri çökmüş olanlar genellikle isteyerek ya da istemeyerek, başkalarını da hayallerini yıkmaya çalışırlar. Başkaları özellikle de aile bireyleri veya yakın arkadaşlar sizi pek cömert olmayan bir gerçekliği veya olası benimsemeye davet ederse buna rıza göstermeyin. Hala enerji alanınızda taşıyor olabileceğiniz kişisel geçmişinizi kontrol edin. Eğer geçmişin pişmanlık, utanç, acı ve başarısızlıkların yükünü üzerinizden atamıyorsanız bu nedenle bedeniniz size inanmazsa kendi amaçlarınızı yenilgiye uğratabilirsiniz. “Kahuna” olarak adlandırılan geleneksel Hawaiili şifacıların bununla ilgili güçlü bir öğretileri vardır. Sıradan bir zihnin pek yaratıcı olmadığını söylerler hayatlarımızda meydana gelebilecek en iyi şeyler, yüksek enerjili bir beden ile yüksek benliğin yaratıcı iş birliğiyle gerçekleşir. Onların birlikte çalışmasını birlikte oynamasını sağlayın. Ego buna uyum gösterecektir.
Vazgeçmeyin: Dünya bizi yıkmış göründüğünde, kayıplarımızın sıkıntısı içinde olduğunuzda, belirli bir durumda başarı sağlayamamanın bizi başarısız kılmadığını hatırlatmamız gerekir. Bir insan şunu veya bunu başaramadığında başarısız değildir. Vazgeçtiğinde başarısızdır. Gerçekten inandığımız bir şey için elimizden gelenin en iyisini yaptığımızda ve belirli sonuçlar elde etmeyi başaramadığımızda, proje bir başarısızlık olarak değerlendirilebilir. Ama bu, bizim başarısız olduğumuz anlamına gelmez. Özellikle de neyin yanlış gittiğini anlayıp tekrar denemeye istekliysek. Akışına bırakmak pes etmek demek değildir. Ne kadar çok denersek deneyelim. Belirli bir projenin gerçekleşmeyeceği sonucuna varabiliriz. O proje belki yaşlı birini hayatta tutma, bir kitap yazma veya emlak işinden bir milyon dolar kazanma olabilir. Bazen bir şeylere uzunca, dikkatlice bakarız. Ve onu kendi akışına bırakmaya karar veririz.  Bu başarısızlık demek değildir. Vazgeçmek demek değildir.

Oynamayı unutmayın: Mutlak bilgiye yapılan yolculuk o kadar ciddidir ki ancak oyun ruhuyla yapılabilir. Bir keresinde seminerlerimden birine katılan bir adam bana, “Anlattığın şeyin sonucunu söyle. Bu sonuçta ne anlama geliyor.” Dedi.  Aklıma o anda bir cevap geldi, bende söyledim. “Oynamayı unutma.” Hemen çok dikkatli bir şekilde bunu yazmaya girişti. “Affedersiniz mesajı aldığınızı sanmıyorum.” dedim elimden geldiğince nazik bir şekilde. En sevdiğimiz oyunlara en iyi şekilde kendimizi veririz. Bunlar kazanma, derece alma veya bitiş çizgisine ilk ulaşma gibi başarının ödül veya unvan kazandırdığı oyunlar olabilir. Kazanmak, bir çuval para, Emmy veya Nobel gibi bir ödül, zorluğa karşı ayakta kalmak ya da çocuklarımızı yetiştirmek olabilir. Ödül masanın öbür tarafında oturan biri için anlamsız bir şey de olabilir. Sınırsız bir oyunun içinde sınırlı bir oyunu seçtiğimizin farkında olduğumuz sürece kazanmak için veya para için oynamakta bir yanlışlık yoktur. Sorun, oyunu kendimiz seçtiğimizi unuttuğumuzda ortaya çıkar. Eğer bir şeyi yapmak zorunda olduğumuza inandığımız için yapıyorsak, eğer kendimize başka seçeneğimiz olmadığını söylüyorsak, aslında oynamıyoruzdur. Bazen seçtiğimiz bir oyunda belirli bir rolü oynarken kimliğimizi yitirdiğimizde yaşarız. Bir mühendis, bir anne, bir postacı veya bir golf oyuncusu olmayı kendimiz seçtiğimizi unuturuz. Sorumluluklarımızı yerine getirmek, yetersizliklerimizi azaltmak veya banka hesabımızı büyütmek için günlerimizi harcarız. Çünkü bunu yapmak zorunda olduğumuzu düşünürüz.

NoT: Tesadüfler Hayaller Rüyalar (R.Maas) adlı kitaptan alınmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sizin Yorumunuz.!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...