FİRARİ MÜRDÜM ÇİÇEĞİ kitabım ÇIKTI okudunuz mu ?

4.6.15

Olumsuz Endişeler


·        Aklımda bir sorun varken uyuyamıyorum. Sınavlarda ve testlerde çok endişeleniyorum.
·        Bir şeye endişelendiğimde benim için her şey berbat oluyor.
·        Çocuklarım için endişe duyuyorum. Başka bir kadınla evli olsaydım mutlu olabilirdim. Yaptığım bir hata nedeniyle kendimi berbat hissediyorum.
·        Birisine yaptığım bir haksızlık nedeniyle büyük bir suçluluk hissediyorum.
·        Daha iyi bir eğitim alsaydım bu gün daha çok para kazanıyor olabilirdim.
Endişe ve pişmanlık dünyadaki en büyük zaman yitiricilerdir. Enerjimizin büyük bölümünü harcarlar ve hiçbir işe yaramazlar. Gerçekleri değiştirmezler, sadece kendinizi çürümüş hissetmenize neden olurlar. Hem endişe hem de pişmanlık, aşırı yemek ve sigara gibi kötü alışkanlıklardır. Yaşantınızın bundan sonrasında da bunlara tahammül etmek zorunda değilsiniz. Endişe gelecek konusunda kaygı duymaktır. Acaba arkadaşım olmadan da yapabilir miyim? Eğer bu faturayı ödemezsem neler olabilir? Çocuğum sınavlarını geçebilecek mi? Yeni işimde başarılı olabilecek miyim?  Endişe, bir durumun mutlu sonuçlanacağından şüphe duymaktır. Şüphe duyduğunuz içinde felaket ve başarısızlık hayalleri kurmaya başlarsınız. Bunun ne demek olduğunu fark edebiliyor musunuz? Aslında olumlu şeylerin olmasını isterken olumsuz şeylerin hayalini kuruyorsunuz. Ne zaman irade gücünüzle hayal gücünüz çatışsa kazanan hep hayal gücünüz olur. Endişe duyarak kendinizi tümüyle mutsuz etmekle kalmıyorsunuz, olumsuz bir sonucun doğma olasılığını da andırıyorsunuz. Eğer yarın ki konuşma için endişeleniyorsanız aklınızı kürsüde yürürken ayağınızın takıldığı, konuşma ana hattınızda yerinizi kaybettiğiniz, ağzınızın kuruduğu, boğazınızın gıcıklandığı, kekelediğiniz, tepegözü ayarlarken elinizin titrediği ve dinleyicinin dikkatini toplamakta başarısız olduğunuz gibi düşünceler doldurur. Aklınızda böyle düşüncelerle büyük günden bir önceki akşam yatağa girdiğinizde son derece rahatsız bir gece geçireceksiniz ve uykunuz sık sık bölünecek. Böylece ertesi sabah uyandığınızda tükenmiş olduğunuzu göreceksiniz. Bu da olumsuz düşüncelerinizi güçlendirecek. Düzgün düşünemeyeceğinizden söyleyeceklerinizi unutacak, korkunuz artacak ve midenizde kelebekler uçuşmaya başlayacak. Bu duygu sinir sisteminizin bir kez daha beyninizden gelen komutları yerine getirdiğini gösteriyor. “Tehlike, tüm sistemler kırmızı alarm!” Eğer ertesi günkü konuşmayı düşünmeniz gerekiyorsa bunu bir başarı olarak görün. Kendini göstermeye başlayan olumsuz düşünceleri hemen durdurun. Kendi kendinize yapıcı bir kişi olduğunuzu ve bu nedenle artık felaket düşünmekle uğraşmak istemediğinizi hatırlatın. Aklınıza olumsuz bir düşünce gelir gelmez yerine olumlusunu koyun. Kendinizi merdivenlerden sakin ve güvenle çıkarken hayal edin. Net ve anlaşılır bir sesle konunuz hakkında konuşuyorsunuz. Dinleyicilerin sizi ilgiyle izlediğini, başlarını sizinle aynı fikirde olduklarını gösterir şekilde salladıklarını, size gülümsediklerini, yaptığınız esprilere güldüğünü görün. Konuşmanızın sonundaki alkış tufanını tecrübeli bir şekilde selamladığınızı hayal edin. Kürsüden övünç ve tatmin duygularıyla indiğinizi, insanların elinizi sıkıp sırtınızı sıvazladığını hayal edin.

Bu olumlu düşünceler, dikkatinizi başarı üzerinde odaklamanıza yardım edecek. Eğer konuşmanıza iyi hazırlandıysanız sonucun başarılı olacağından şüphe etmeniz için hiçbir neden yok. Başarı hakkında düşünmek için elinizden geldiğince çok zaman ayırın. Bir konuşma konferansı vereceğinizi öğrendiğiniz andan itibaren buna başlayın. Olumlu bir resim, bilinçaltı zihninize kaydedilecek ve konuşma günü geldiğinde otomatik olarak harekete geçecek.  Bu teknik işe yara. Çünkü bilinçaltı zihniniz, olayın gerçekten mi olduğunu yoksa sizin hayal mi ettiğini ayırt edemez; Sizin gönderdiğiniz her ne ise bunu kaydeder. Bu nedenle aklınızı sükunet ve başarı hayalleriyle doldurursanız sanki başarılı konuşma zaten yapılmış gibi olacak. “Bir konuşma yapmak” düşüncesini “sakin ve derli toplu olmak” düşüncesiyle birleştirdiğinizde bu birleşim kaydedilir ve günü geldiğinde bilinçaltı zihniniz, “teybi” çalıştırarak “Konuşma vermek, kolay bir iştir ve her zaman başarıyla sonuçlanır”  mesajını vererek siniz sisteminizin sizi rahatlatmasına yol açar. Olumlu düşünme, tam siz dua ederken gerçekleşir. Sorunlu bir durumdan kurtulmak için dua ediyorsunuz, başarılı olmayı diliyorsunuz. Aynı anda da olumlu sonuçlar hakkında ve sorun çözüldüğünde duyacağınız rahatlama üzerinde düşünüyorsunuz. Dua ediyorsunuz çünkü bunun size yardımcı olacağına inanıyorsunuz. Bu aşamada başarılı sonuca ulaşmayı garantilemek için tüm koşulları yerine getiriyorsunuz. Başarının hayalini kuruyorsunuz ve buna inanıyorsunuz. Dua tanrıyı değiştirmez, değiştirdiği dua edenin kendisidir. Endişelendiğiniz konu para ise durumu değiştiremeyeceğinizi hissedebilirsiniz ve kendinizi endişelenmekten alıkoyamayabilirsiniz. Fikrimde ısrar ediyorum. Zorlu bir parasal durum söz konusuysa bile endişelenmek, hiçbir şey kazandırmaz. Her halde ilk kez parasız kalmıyorsunuz. Bu satırları köprü altındaki mukavva barakada değil de evinizde okuduğunuzu tahmin ederken yanılmıyorum değil mi? Diğer bir ifadeyle geçmişteki parasal zorlukları yenmeyi başardınız. Bu seferkinin farklı olduğunu düşünmek için bir neden yok. Sizin bir çıkar yol görememeniz bir çıkar yol olmadığı anlamına gelmez. Geçmişteki ikilemlerinizi ve bunların nasıl çözümlendiğini düşünün. Dikkatinizi çekmek istediğim nokta sonunda sorunların hep çözülmüş olduğudur. Hastalarımdan birinin aktardığı bir olayda kendisinin parasız kaldığı bir dönemde bir faturayı ödemesi gerekiyordu ve nerden para bulabileceğini bilmiyordu. Bu konuda endişe etmektense sorunun çözümünü zamana bıraktı ve birkaç gün sonra eline yapacağı ödemeyi karşılayacak bir çek geçti. Çek hatalı olduğu için iade ettiği ayakkabıların üreticisinden gelen ödeme iadesiydi. Mucizelere inanmayın onlara güvenin. İnsanlar en iyi fikirleri en zor zamanlarda üretirler. Zorluk içinde olmak daha büyük bir gelir yaratmak için en iyi dürtüdür. İnsanların çok istedikleri şeylere nasılda para bulabildikleri hayret vericidir. Belirli bir sisteme sahip olmanın hayalini kurarlar. Böylece gözlerini açarak fazladan para kazanmak fırsatlarını kollarlar. Bu fırsatlar da her seferinde doğru zamanlarda ortaya çıkar. Eğer istediğiniz bir şeyi elde edemiyorsanız bunun tek nedeni , daha iyisinin zaten yolunda gitmesidir. Eğer satın almayı düşündüğünüz evi alamadıysanız sinirlenmeyin. Demek ki size uygun değilmiş. Bir gün şark işi bir kilim almak için dışarı çıktım. Kullanılmışını almayı düşündüğümden bir sokak pazarına gittim. Bir süre sonra beğendiğim bir tane buldum ama çek defterimi evde unutmuştum, almak için eve gittim. Geri döndüğümde satıcı kilimi başkasına satmıştı.Hayal kırıklığına uğramak yerine bunun iyiye işaret olduğuna karar verdim; demek ki çok daha iyi bir kilim beni bekliyordu. Birkaç gün sonra başka bir pazara gittim ve sizinde anladığınız gibi, daha çok beğendiğim bir kilimi buldum ve öncekinin fiyatının yarısına aldım. Her şey yoluna girer. Her şeyin yolunda gitmesini bekleyin, şanslı bir insan olduğunuza inanın. Kendinizi aldatmıyorsunuz, kendinize yardım ediyorsunuz. Üstünüze düşeni yapıyorsunuz ve böylece arzuladığınızı elde etme olasılığınız artıyor. Pişmanlıkta endişe etmeye benzer, yalnız geriye doğru çalışır.  Pişmanlık geçmişte olan bir şey için duyduğunuz kaygıdır. Geçmişte yaptığınız bir yanlışlık için suçluluk ya da utanç duyarsınız. Düşünceleri kovmak istersiniz ama hep geri gelirler, yaptıklarınızı size hatırlatırlar ve kendinizi kötü hissetmenize neden olurlar. Öte yandan, ortada zarar verilmiş bir zarar vardır ve kendinizi ne kadar da suçlu hissetseniz bunun geri dönüşü yoktur. Zamanı geriye döndüremezsiniz. Olan olmuştur, neden bunu yapıcı bir şekilde değerlendirmeyelim? Hataların iyi yönü onlardan bir şeyler öğrenmemizdir. Eğer her şeyi doğru yapmış olsak olduğumuz yerde kalırız. Sadece bir şeyler ters gittiğinde veya hatalar yaptığımızda yeni yolların arayışına gireriz. Yolunuza sorunlar çıkarsa bunlara direnmeyin. En güçlü olduğunuz zamanlar, esnek kalabildiğiniz zamanlardır. Aksilikler her zaman olabilir ve bazen ters bir dalga gibi ayaklarınızı yerden kesip sizi sürükleyebilir. Uzun süre sürüklenip sürüklenmeyeceğiniz, dalga üzerinde kendinizi nasıl yönlendirdiğinize bakar. Dalgaya karşı yüzmeniz, sinirlerinizi harap eder: enerjinizi tüketir ve kazanma şansınızı yok eder. Dalganın tepesinde yüzdüğünüzden emin olun. Böylece hem enerji harcamazsınız hem de nereye doğru gittiğinizi görürsünüz. Bir sorunla ilgili olarak bunun anlamı sorunun ortaya çıkmasına izin vermeniz ve buna sakin bir şekilde bakmanızdır. Sorunlar siz yaklaştıkça daha da kötü görünür. Bir sorunla karşılaştığınızda buna dikkatle bakın ve bileşenlerine ayırın. Böylece mücadeleye nereden başlayacağınıza karar verebilirsiniz. Sorunu dramatize etmek yerine analiz edip daha küçük parçalara ayırmak çözümün daha kolay bulunmasına yardım eder. Kocanız işten çıkarıldıysa konuyu hemen ele alın. Parasal durumunuzu ortaya koyup yeni duruma uyum sağlamak için yaşantınızda ne gibi değişiklikler yapmak gerektiğini konuşmak üzere ailenizi bir araya toplayın. Ailenin diğer üyeleri de gelire katkı da bulunabilirler mi? Şu anda yaşamakta olduğunuz yerde benzer bir iş bulmanız zor mu olacak? Eğer böyleyse ülkenin başka bölgelerinde benzer işler bulabilir misiniz? Kuzey Almanya’da yaşayan ve işini kaybetmiş alet ustasının örneğine bakalım. Bir yıl boyunca yeni bir iş bulmaya çalıştı. Parasal kaynakları tükenmeye yüz tutunca herkesin biraz dinlenmesi için ailesiyle Almanya’nın güneyinde tatil yapmaya karar verdi. Bir sabah karavanın önünde oturup yerel gazeteyi okurken tatilini geçirdiği tesisin yakınlarında alet ustalarına ihtiyaç olduğunu gördü. İzleyen pazartesi günü görüşmek için randevu aldı ve işe başladı. Bir sorunu halletmenin bir başka örneği de Fransa’nın bir köyündeki küçük bir okulla ilgiliydi. Bu okulun faaliyetine devam edebilmesi için en az 12 öğrencinin bulunması gerekiyordu. Sonunda gün geldi öğrenci sayısı 12’nin altına düştü. Çünkü büyük çocuklar okulu bitirmişti ve genç aileler köyü terk edip yakındaki büyük şehre yerleştiğinden okula yeni küçükler gelmiyordu.  Evlerin çoğu boştu ve okul kapanma tehlikesiyle yüz yüzeydi. Belediye başkanı tüm zorluklar karşısında pes etmektense birkaç ulusal büyük gazeteye ilan vererek en az altı çocuklu aileler aradığını gelip köye yerleşmeleri durumunda ucuz barınma ve çocuklarına okul sağlayacağını duyurdu. Bu ilana o kadar çok cevap geldi ki şanslı ailenin hangisi olduğunu belirlemek için kura çekmek zorunda kaldılar. Okul kapanmaktan kurtuldu.

NoT: Olumlu Düşünme (V.Pfinner)adlı kitaptan alınmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sizin Yorumunuz.!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...