FİRARİ MÜRDÜM ÇİÇEĞİ kitabım ÇIKTI okudunuz mu ?

22.7.15

Yemenici Osman Emmi Ve Aslan Gakko


Aslan gakgo çoh çalışgan bi adamdı. Bağmançılıh ederdi. Yedigöze'nin orda bağı vardı. Şeherdede semerci tükeni. Eyi sanatkardı. Bizim milletin heppisinde az çoh vardır. Eyi geyinmesini, her şeyin alasından olmasını da severdi. İngiliz gumaşından bi külot pantolan yaptırmış. Gurşuni renk ağır bi gumaş. Terzi Sarkis usta da tikmiş ki gıymazsın ki bahasın.
Külot pantolanların paçaları dar , üst gısmı şalvar kimin geniş olurdu. Süvari pantolonu da derlerdi. Paçalarında dört dügme olur iliklenirdi. Üzerine de körüklü cızmaları çekmiş. Beyaz, yahasız göyneğin boğazından iki dügmeyi açmış. Ayni gumaşdan oniki dügmeli golsuz yelek. Yelegin üzerinde cep saatinin köstegi boydan boya. Siyah galın bi sako. Gafada gırmızı fes sağ gaşın üstüne yatmış.
Her adım atışda körüklü cızma bi kere "cııız" deyi , fesin püskülü bi tarafa savruli. Diger adımda öbir terafa. Boylu posludu da rehmetli. Gören döni bi kere daha bahi. O da herkeşin gözünün gendi üzerinde oldugunun fargında.
Her adımını daha bi hesapla ati.
Osman bunu görür de durur mu ? Bi şe etmese çatlar. Yuhusu gelmez. Yemekden içmekden kesilir. Sen Osman get , üşenme gendi evlerinin gapısının ögünü yarı beline gadar gaz. Ahırın ayağını gazdığın çukura bağla. Su, mayıs ne varsa çukuru doldur. Üzerinide üstünkörü ört , çıh Aslan'ın yolu üzerine. Aslan'ın gapıya çıhacağı zamanı fırsantla bekle. Aslan gakgo gapıya çıhanda bahi ki Osman garşıdan gendiye bahi , eyice tiklenerekden ona dorğu yöridikleyin Osman'ın halı , hal del, gözleri dolmuş , sufatından düşen bin parça , ağladı ağlayacak.
- "N'oldu ezeoğlu ? Heyirdir ne bu hal ?" diye sual edi.
Osmanda cevap yoh. Başını ögüne egi ki eyice zevallının yüregine töküle.
- "Osman ! N'oldu oğlum ? Söle daha"
- "Anam......" deyi duri.
Aslan'ın aglı başından çıhacah ,
- "Unan yohsa ezeme bişe mi oldu ?" diye bağıri Osman' dır daha melül , daha perişan , gözlerdi dolmuş ;
- "Aslan ezen......" deyi. Daha da ağzıni açmi.
Aslan Osman'ı bırahtı. Yokuştan aşağı gurşun gibi gopmaya başladı. Osmangilin evi şindi veran duran sulu hamamın garşısındadı. Aslan talaşla gapıya segürdem dedi. İşte ne olise o zaman oldu. Comp diye Osman'ın gazdığı mayıs dolu çuhurun içine yarı beline ten girdi. O güzelim ingiliz külot pantolan , siyah sako , gırmızı püsküllü fes biredi battı. İşin en tuhaf tarafı Aslan o hallahada bile Osman'ın gendüye oyun ettiğine deh düşmemiş , habire çırpını ki çıha ezesine baha , ezesine bişe olmuş mu ? Mayısın içinden çıhmış gapının zırzasına yapışmış yekini ki içeri gire. Osman namussuzu garşıda , muradına ermiş , keyfi
yerinde.
- "Ezen eyi , Aslan ezen eyi !"
diye seslendükleyin Aslan hemin , gine Osman'ın bi oyununa daha geldigini annadı. - "Unan enselet yaptın del mi pezevenk ?" dedi.
Enselet yaptı ya..... Enselet yaptı.
Aslan bunu annadı ama niye yaptığını heç bi zeman annayamadı.

(Alıntı)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sizin Yorumunuz.!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...