FİRARİ MÜRDÜM ÇİÇEĞİ kitabım ÇIKTI okudunuz mu ?

7.7.15

Memleketimin Deli Akıllıları


Bir şehir delileriyle ünlü olabilir mi? Olur.
Memleketim Elazığ delileriyle ve Elazığlıların deyişiyle "tımarhanasıyla" ünlüdür.
Anadolu'da, tarihin kaydettiği en eski akıl hastanelerinden birisidir Elazığ'daki. Kapalı Çarşıda şimdi kapanmış olan "Deliler Kıraathanesinin" duvarlarında kimilerini çocukluğumda benim de tanıdığım, koca, koca siyah - beyaz fotoğraflarını hatırlarım, şehrimin ünlü delilerinin. Tınik (at bakıcısı idi), Aliye Bacı (onlarca kedisiyle aynı evde yaşardı), Münir Baba (cinselliğine düşkün, bir eli sürekli pantolonunun içinde gezerdi), Mercimek, Şorşor, Hımik, Boyno, Gıllo ve diğerleri.
Deli Cevdet de ünlüler arasındaydı. Başhekim Mutemit Bey'in, zararsız ve iyi huylu olduğu için "çubuklu pijamasıyla" gün içinde şehre çıkmasına, dolaşmasına izin verdiklerindendir. Cevdet. Her sabah erkenden hastaneden çıkar, önce Nadir'in bakkalına dalar "Nadir abi, kahveci Recep git Nadir'den 50 gram peynirden ekmek al gel, ben de sağan çay verem, kayfaltın yap dedi" diyerek, peynir ekmeği kapıp, Recep'in kahvesine gelirdi. Bu defa Recep'e de tersini söyler "Nadir abim, peynir-ekmek verdi, get çayı da Recep versin dedi" diye duble çayı da kapardı.
İki dükkan aşağıdaki kundura tamircisi Kör Feti, en yakın dostuydu. Karısı ölmüş, iki çocuğuna kundura tamiriyle maişet temin etmeye çalışırdı. Zaman, zaman felsefi tartışmalarda görüş ayrılığı nedeniyle Fethi'ile küser, sonra barışırlardı.
Cevdet, her gördüğüne Avrupa'dan inek getirmenin kaça, Hindistan'dan getirmenin kaça mal olacağını sorar, sonra "ineği kesmeme sözü" karşılığı, Hindistan'dan ucuza inek getirmeye karar verirdi.
Dert dava, getirilecek ineğin bir gözünü Fethi'nin kör gözü yerine takmak, hayattaki en yakın dostunun kör gözüne "fer-ışık" olmaktı. Hindistan'dan ucuza alınan ineği, Elazığ'a getirmenin pahalı olacağını duyunca da bu kez "Nedek baba, yerli inek olsun" derdi.
Neden illa da "inek gözü" diye soranlara da "Çaktırmayın, utandırmayın Fethi'nin şimdiki haline bakmayın, o bilmiyor ama, önceki hayatında inekti" yanıtını verirdi. Cevdet ve o dönemde daha pek çok kişi Elazığ'da Tagor'a, Buda'ya kafayı takmıştı. Sonra kör Fethi ile rakıya başlanırdı. Fethi iki dublede ayakkabı fabrikası, dört dublede de fabrikalar zinciri kurardı.
Cevdet, esnaftan topladığı paraları pijamasının paça kenarında biriktirirdi. Öldükten sonra anlaşıldı ki, o paraları akşam hastaneye dönerken, dilencilere dağıtırmış.
Bir gün "deliliği" tutup da bir hasta bakıcıyı kovalayınca, ne olduğunu anlamadan, demir parmaklık ardında, zırdeliler bölümünde bir hücrede yapayalnız buldu kendini. Dışarıyı, kör Fethi,bakkal Nadir, kahveci Recep, inek gözü pazarlığı yaptığı Kemal amcayı özlüyordu.
Birden fark etti ki hücrenin kapısı açık. Fırladığı gibi kaçtı hastaneden. Nadir'in bakkalı önüne gelince esnaf Cevdet'e alkış tuttu. Vukuatını biliyorlardı. Kurtuldu sandılar. Cevdet bu alkışla, hayali atına atlayıp Harput'a yöneldi. Dört yol ağzına gelince yolu şaşırdı. Beyaz Pınara doğru hızla koşmaya başladı. Koştukça, rüzgarla kendini özgür hissediyordu. Sonra ayağına batan koca cam parçasının acısıyla yalın ayak olduğunu anladı, yarılan, kanayan ayağıyla yere yığıldı. Polis ve hasta bakıcılar etrafını çevirmişti. Elini, ayağını bağlayıp bir çuval gibi Skoda pikap'ın arkasına attılar. Hayali atıyla koşarken, yüzüne vuran rüzgarla özgürlüğü tatmıştı bir kere. Hücresine koydular. Bir daha konuşmadı, yemedi-içmedi. Hep demir kapının açık unutulmasını bekledi. Unutmadılar.
Gözünü günlerce kilitten ayırmadı. Özgürlüğün rüzgarı oradaydı, ama bir daha da esmedi yüzüne. Özgürlük delisi Cevdet, özgürlük rüzgarını beklerken hücrede, ruhu bedeninden uçtu gitti bir rüzgar gibi.

NoT: Vural Geçmez'den ALINTI'dır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sizin Yorumunuz.!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...