FİRARİ MÜRDÜM ÇİÇEĞİ kitabım ÇIKTI okudunuz mu ?

2.2.16

Doyran


Söylentilere göre Teke Beyliği’nden önce de varlığı bilinmektedir. Doyran, Antalya’ya 15 km uzaklıkta, Saklıkent yolu üzerinde olan bir beldedir. Bulunduğu konum nedeniyle bir günde iki mevsimin birden yaşayabilen ender yerlerdendir. Bu köyün geçmişi hakkında gerçek bilgileri ile bir efsane oluşturulmuş ve günümüze dek dillerden dillere anlatılmaktadır.

Efsane şöyle dillendirilir. Köyün kurucusu evliya Pirinç Çelebi’dir. Pirinç Çelebi “Yedi Kardeşler” denilen ve hepsi evliya olan kardeşlerden birisidir. Kardeşlerden bir tanesi Antalya’ya yerleşen Şeyh Şücaeddin’dir. İkisi Doyran köyünde kalan evliya Fatma ve Zehra’dır. Bir tanesi, Saklıkent’e yakın Karçukuru yaylasında bulunan, Eren Dağı’nın zirvesinde mezarı olan Eren Dede’dir. Kardeşlerden biri Çakırlar köyünün kurucusudur. Çakırlar’a yerleşirken “burası benim mekanım olsun” diyerek sınırları çizmiş, gözleri çakır renkli olduğu için de köyün adı Çakırlar olmuştur. Diğer kardeş’in adı Ali, Duraliler köyünün kurucusudur. “Ben de burada durayım” dediği için köyün adı Duraliler olmuştur.

Teke beyi Pirinç Çelebi’nin kendinden habersiz cami yaptırdığını duyup iki asker gönderir. Askerler Pirinç Çelebi’ye gelip beyden habersiz cami yaptıramayacağını söylerler. Pirinç Çelebi de onları evine buyur eder ve onlara birer kepçe pilav verir. Ayrıca atlarına da birer avuç yem verir. Askerler hem kendilerinin hem de atlarının doymayacağını düşünürler fakat kendileri de atları da bitiremezler. Bu kerameti görünce bir hayli şaşıran askerler Pirinç Çelebi’ye hürmette bulunurlar.Daha sonra Pirinç Çelebi askerlere; beylerine selam söylemelerini, bu camiye karışamayacağını,yoksa onun gözlerini oyacağını söyler(bu lafı söylediği zaman Teke beyi gözlerine bir şeyin dokunduğunu hisseder.) Ayrıca askerlere:”Evladım bu camiyi bitirmek bana nasip olmayacak,yakın tarihte beyiniz geliversin ve camiyi bitiriversin” buyurur.Teke beyi Pirinç Çelebi’nin evliya bir zât olduğunu anlar.Çok geçmeden Pirinç Çelebi’nin yanına gelir.Geldiği vakit Pirinç Çelebi’yi öbür aleme intikal etmiş olarak bulur.Defnini gerçekleştirir ve caminin kalan kısmını yaptırır. Caminin isminide Pirinç Çelebi Camii koyar.
Yakın zamanda gerçekleşen bir hadiseyle türbesinin yapımı bir kişiye nasib olmuştur.

Pirinç isminin kalmasının sebebide,Allah dostu olan bu zat,birgün tarlasını sularken yerde pirinç tanesi görmüş ve çok üzülmüş. Peygamber efendimizin Sevdiği bir şey nasıl olurda ayaklar altında olabilir demiş ve onu oradan kaldırmış. Demek ki:Allah dostu olmak;Yaradanın en sevdiğinin,sevdiği bir pirinç tanesine, hürmet ettirecek kadar hassas olmayı gerektiriyor.

NoT: http://www.efsaneler.net adlı siteden alıntıdır.
Söylentilere göre Teke Beyliği’nden önce de varlığı bilinmektedir. Doyran, Antalya’ya 15 km uzaklıkta, Saklıkent yolu üzerinde olan bir beldedir. Bulunduğu konum nedeniyle bir günde iki mevsimin birden yaşayabilen ender yerlerdendir. Bu köyün geçmişi hakkında gerçek bilgileri ile bir efsane oluşturulmuş ve günümüze dek dillerden dillere anlatılmaktadır.

Efsane şöyle dillendirilir. Köyün kurucusu evliya Pirinç Çelebi’dir. Pirinç Çelebi “Yedi Kardeşler” denilen ve hepsi evliya olan kardeşlerden birisidir. Kardeşlerden bir tanesi Antalya’ya yerleşen Şeyh Şücaeddin’dir. İkisi Doyran köyünde kalan evliya Fatma ve Zehra’dır. Bir tanesi, Saklıkent’e yakın Karçukuru yaylasında bulunan, Eren Dağı’nın zirvesinde mezarı olan Eren Dede’dir. Kardeşlerden biri Çakırlar köyünün kurucusudur. Çakırlar’a yerleşirken “burası benim mekanım olsun” diyerek sınırları çizmiş, gözleri çakır renkli olduğu için de köyün adı Çakırlar olmuştur. Diğer kardeş’in adı Ali, Duraliler köyünün kurucusudur. “Ben de burada durayım” dediği için köyün adı Duraliler olmuştur.

Teke beyi Pirinç Çelebi’nin kendinden habersiz cami yaptırdığını duyup iki asker gönderir. Askerler Pirinç Çelebi’ye gelip beyden habersiz cami yaptıramayacağını söylerler. Pirinç Çelebi de onları evine buyur eder ve onlara birer kepçe pilav verir. Ayrıca atlarına da birer avuç yem verir. Askerler hem kendilerinin hem de atlarının doymayacağını düşünürler fakat kendileri de atları da bitiremezler. Bu kerameti görünce bir hayli şaşıran askerler Pirinç Çelebi’ye hürmette bulunurlar.Daha sonra Pirinç Çelebi askerlere; beylerine selam söylemelerini, bu camiye karışamayacağını,yoksa onun gözlerini oyacağını söyler(bu lafı söylediği zaman Teke beyi gözlerine bir şeyin dokunduğunu hisseder.) Ayrıca askerlere:”Evladım bu camiyi bitirmek bana nasip olmayacak,yakın tarihte beyiniz geliversin ve camiyi bitiriversin” buyurur.Teke beyi Pirinç Çelebi’nin evliya bir zât olduğunu anlar.Çok geçmeden Pirinç Çelebi’nin yanına gelir.Geldiği vakit Pirinç Çelebi’yi öbür aleme intikal etmiş olarak bulur.Defnini gerçekleştirir ve caminin kalan kısmını yaptırır. Caminin isminide Pirinç Çelebi Camii koyar.
Yakın zamanda gerçekleşen bir hadiseyle türbesinin yapımı bir kişiye nasib olmuştur.

Pirinç isminin kalmasının sebebi de,Allah dostu olan bu zat,bir gün tarlasını sularken yerde pirinç tanesi görmüş ve çok üzülmüş. Peygamber efendimizin Sevdiği bir şey nasıl olur da ayaklar altında olabilir demiş ve onu oradan kaldırmış. Demek ki:Allah dostu olmak;Yaradanın en sevdiğinin,sevdiği bir pirinç tanesine, hürmet ettirecek kadar hassas olmayı gerektiriyor.

NoT: http://www.efsaneler.net adlı siteden alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sizin Yorumunuz.!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...