FİRARİ MÜRDÜM ÇİÇEĞİ kitabım ÇIKTI okudunuz mu ?

9.7.18

Bektaş'ım

Bu gün ilk ve son kez bana ağlıyor, canına yandığımın İstanbul'u. Hemde eşim,dostum sevdiğim,kırdığım kim varsa toplamış etrafıma. Giydirin beyazları sessiz sedasız. Fena bilensem de elim kolum bağlı, sabun köpüğü yağıyor gözlerime musallada. Sevincinden değil analar, babalar, abim, ablam, bacım, eşim, oğlum, kızım biliyorum. Biliyorum ahbap, konu, komşu ve masumlar yaş deriyor. Bu gün son kez helallik verin esirgemeyin benden dualarınızı. Ezgilerin, türkülerin, zılgıtların eşliğinde anama, babama, ablama uğurlayın beni.

                          *                    *                        *
Vurunca göğsümün kıyılarına
Dalga dalga deryalar
Kırılıyor içimdeki çığlıklarım
Ah iflah olmaz hamlığım
Pişme zamanı gelince
Ölmüş mü olur insanı Bektaş?

Deniz üşüşüyor kahve gözlerime
İniltilere tasalandım ne hikmetse
İncindi akışında büyüdüğüm
Nefesinde doğduğum filizi bakışlar
İncinmese de kopardım bu sefer
En inceldiği yerden bedeni Bektaş’ı

Kurşunlandıkça yıkılan hayallerim
Armağan size
Rüzgâr yön verdi ateşine kalbimin
Özlemlerim yığıldı namluya daima
Ölüm akarken usul usul yalnızlığıma
Kanar daima yarası insanı Bektaş’ın

Başucuma asın güneşi
Kurusun çürüyen dilaver ruhum
Sessizliğim yeşersin ecrin diye
Sağ yanıma düşmüş ağlıyor gülüşüm
Bi bakmışsın ölmüş zavallı ben
Kan gölünde bir Bektaş-ı Akgül'üm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sizin Yorumunuz.!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...