FİRARİ MÜRDÜM ÇİÇEĞİ kitabım ÇIKTI okudunuz mu ?

15.7.17

Hevsel Bahçeleri


Kırık haki gölgeme
Kirpiği tuzunu süzer tülbende analar
Sarsıldığında korkusu tarçının
Hatırlamadı tadını usum
Hevsel bahçelerinde asılı adının

Açlığın bileyen toprak kokusu
Kiriş arası çığlıklarıyla
Kanun çizdirir masum kaleme
Gülmek ağlamak sıratında
Mahzun hevsel bahçeleri

Karar yanardağ yoksul yankıları
Kırlangıçlar boğulur sunağında
Avuçları erir tahlili ilkel özlemin
Çığlığı söker dudağın cılız dişlerini
Hevselin düşsel bahçelerinde

Suratlar ki denize hasret
Kucağında ölüm derer zılgıtlar
Üstü fazla altı eksik servilerden
Süratın ömür bin bir hızla
Lâl mühürlü hevsel bahçelerinde

1.7.17

Zeytin


Gecikir zılgıtlar
Kanatlanan yaşlara karılır hüzün
Uzat bana gözlerindeki zeytini
Zor sabahlarımda

Şiire demlenir isterikli harfler
Ekmek peynirden evveli lokmayla
Okuya bil ki usumdaki zeytini hisleri
İlham doğursun yüreğin

Kuma çalmak aşkı
İhtimalen tanesi zeytine
Ya da fazladan kahkaha
Belki de ihtimali zor tohum


21.6.17

Neyiz ki

  

Solcuyum belki
Amma yolcu değilim
Sağcıyım da aynı zamanda
Oysa yağcı değilim
Neyiz ki sürükler duman

Derler ki galiba putperest Ateist
Velâkin olmadım boş trene makinist
Ki ne güne durur Atatürk
Gölgesine gömülür alevi Çerkez kürt türk
Neyiz ki sürükler duman

Acıya süprüntüyüz belki
Her usta şair toparlayamaz
Oysa yırtıkta olsa lâl yüreğimiz
Hiç bir acemi şiir yamayamaz
Neyiz ki sürükler duman

Kusar yarayı katran türküye ozan
Kızgın demirler dağlayamaz
Kavak yeline sevdalı gönüllerimiz
Toy yiğit bilmeden aklayamaz
Neyiz ki sürükler duman



15.6.17

Çarptı Haziran


Cesetlerin kirlettiği karanlık
Sağrımda bir sızı yük
Eylüle sarktı beşinci evsizler
Bilenirken kış güneşi kırk gün gece
Çarptı haziran temmuz ağustos

Güneşin emzirdiği
Çıplak ayaklı çocuklardık
Ar damarı çatlak Mezopotamya'da
Dudaklarından süt emerken
Çarptı haziran temmuz ağustos

Soğuk lâl günlerin hatırına
Isırdığında katı yüreği kalem
Ağır bir tutam sancı ısırgan otu
Koklayıp süpürürken acıyı
Çarptı haziran temmuz ağustos

Rüzgâra çakılmışken martılar
Kertiyor dirsek hazları makas
Çirkefleşir uyuşuk soluğu
Yatırınca ahengini denize palamut
Çarptı haziran temmuz ağustos

9.6.17

İnsanlık


Yaprak dökemedi tuba ötmeyince hüdhüd
Yalanızlığı taşırmadan güz
Kırılır ortadan kurşunsuz namlu
K/ar kokardı tepeleri
Kan kokmadan evveli kara kıtalar
Mutluydu insanlık

Ağızları acıya sarılı k/ağıtların
Birde filizlenmiş umudu
Yasak ayinlerle çapaya çabalıyorum
Düşmemişken göğün cennet meyveleri
Ölüm çoktan sahiplendi kereveti
Mutsuzken insanlık

Kurşun kadar ağır uyku
Göğsümde gölgeler kuşkulandığım
Ferimde kin dilim bıçak
Kardeşçe yuyuyor ruhumu Dicle Fırat
Elinde ödül mektupları sinsice
Ağlarken insanlık


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...