Dünya ezelinden beri emek veren, acılara katlanan mücadeleci kadınların farkına vardığında çok geç kalmıştı. Yaptığı gafın yanlışından dönmenin utancıyla yılda birde olsa bir günü kadınlara ayırdı. Yada mecburen ayırma gereğini duydu. Girişimin öncüsü Alman siyasetçi Clara Zetkin'in uluslararası sosyalist kadınlar birliği toplantısında haklarını arayan tekstil işçisi 120 kadının yanarak ölmesi anısına her yıl 8 Mart 'ta kutlama yapılması önerisini vermesiyle başladı. Moskova'da Lenin önderliğindeki ilk kutlamanın ardından sosyalizmin yayılma endişesiyle bazı ülkelerde yasaklansa da kıvılcımın dünyaya sıçramasının önüne geçilemedi. 1921 yılından bu yana baharla birlikte EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ kutlanmaya başlandı. Belki de ayrımcılığı ortadan kaldırmanın gereğiydi bu. Özellikle ülkemizde göz yaşı dinmeyen kaç kadın hakkını savunabiliyor? Kaçı zulüm baskı görmeden özgürce değer verilerek yaşıyor? Yada her gün mağdur kaç kadın hayatına son veriyor bilen var mı? İnsanı hiçe sayarak aşağılayan, şiddet zulümle onurunu zedeleyen davranışlardan kaçınmak zor olmasa gerek.
Toplum medyada gördüğü şiddet ve ölümlere artık duyarsız. Haksızlık karşısında başını çevirip bir kaç saniye 'Ah vah..' ederek geçiştirmekten öteye gitmiyor. Vicdan ve ahlâken düşünmek gerekirse toplumun her kesiminde kadının eli emeği vardır. Günün doğuşuyla kara sabanda, fabrikada, masa başında çağdaş teknolojiyi üretkenlikte erkeğin sağ koludur kadın. Akşamın çökmesiyle eş olur, ana olur unutur yorgunluğunu. Oysa yüzlerce binlerce mağdur kadın psikolojik alanda duygusal fiziksel şiddet görmektedir. Yaşama hakkı elinden alınıp türlü tecavüz ve işkencelere maruz bırakılarak öldürülüyor. Topal yasalar yüzünden adaletin ağır işlemesi riyakârın ekmeğine yağ sürmekten öteye gitmiyor. Toplum masum rolü oynayan suçlulara tanıklıkla bir nevi suça ortaklık ediyor.
Ne var ki gelecek yüz yıla bilinçli sağ duyulu bir nesil yetiştirebiliriz. Çocuklarımıza cesaretle haklının yanında olmayı adaletin terazini doğru tartması konusunda çaba sarf etmelerini öğretmeliyiz. Gelecekte ayrımcılığa şiddete göğüs gererek cesurca mücadele etmeleri için fırsat sunmak gerek. Adamlığın yolu kadını her yerde ikinci sınıf, acizlik, zayıflık objesinden çıkarıp, üretken, başarılı ve kolay lokma olmadığını göstermekten geçer.
Dünyanın her yerinde her alanında ayrımcılığa tacize uğrayan kadınlar ötekileştirilmektedir. Buna karşı durarak bir son vermek için kadın dayanışma örgütleri kurulmalıdır. Devletler çeşitli kadın platformlarında etkinlikler düzenleyip sağlıklı toplumlar yetiştirmede katkıda bulunmalıdır. Dünya kadının toplumdaki yerini değerini bilmeli ve hakkını vermelidir. Hak ihlaline uğrayanın yanında olmak, el uzatmak insanlığın adamlığın en yüksek mertebesidir. Ahlaklı, dürüst temiz medeni toplumlar yetiştirmenin yolu iyi, sağlıklı, çalışkan adaletli, cesur aile yapısında başlar.
Ailede sevgi, saygı, cesaret, güven ve adalet eğitimini çocuklara ana baba öğretir. Yoksulluğu bertaraf ederek kadını tüm çalışma alanlarında güçlendirmek yarına umutla bakmak demektir. Evrensel bir değer olan kadınlara yasalar her ne kadar sahip çıksa dağıtıcı zihniyetin ezici yok edici şiddetinden kurtulamamaktadır. Acilen zihniyet değişikliğine ihtiyaç vardır. Günümüzde kadını koruyan yasalar kitap aralarını doldurur. Kitaplar ise rafları süslemekten başka bir şeye yaramaz.
Dünya geri kalmışlığın utancını aşarak çağdaş gelişmiş medeniyetler zirvesine ulaşmanın yolunda ilerlemekten haz alıyor. Ülkemizde kokuşmuşluk had safhada, kör kütük serhoşluk yaşıyor. Kısır döngü girdabından çıkarak gericilik kasırgasını alt etmek çokta zor değil. Yeter ki bakış açısı değişsin. Gerçek olan nefes kadar yakınımızdaki eşitliğe el uzatmaktır.
8 MART kadınlar günü kutlu olsun.

