FİRARİ MÜRDÜM ÇİÇEĞİ kitabım ÇIKTI okudunuz mu ?

29.4.17

Duymaz Harput Feryadım


Harput'a asılır gönül çardağım
Ulu cami’de çoktan çözüldü diz bağım
Neredesin arap baba çocukluk çağım
Sarahatun zifirden çıkar topal ayağım
Süt kale bilir dabakhane’ye yandığım
Birfani der duymaz Harput feryadım

Meteris’te bir yanım Harput'a ölüyor
Protlar kayabaşında dem tutuyor
Soğuktan küsmüş şehroz az üşüyor
Serilmişim teneşire çimşit çitiliyor
Darkapı ötemde hasretin kurutuyor
Birfani der duymaz Harput feryadım

Harput'u yontuyor hayallerim
İçim soğutuyor üşümekten ellerim
Buz sancılara tutunuyor kederim
Sinamut kaç arşın ötemde ki sendelerim
Birfani der duymaz Harput feryadım



26.4.17

Altı Otuz Vapuru


 İstanbul eskisi güvercinler
Uyuyor sensizliğe
Çivit mavisi bir öğlen üstü
Sesin b/akıyor pencereden
Yetişircesine kaçan altı otuz vapuruna

Ah geceler ne kısadır dağ başlarında
Uyku süngü ucunda uzanır umuda
Hınca hınç korku gömer toprağa
Çift çubuk süren gözler
Şavkıyorken ay firarla altı otuz vapuruna

Buruşukluğu hissettirir soluğum
Yansıyan meşe palamudu rengiyle
Yani beraber boğuluyoruz yazları
Rüzgârın kanatlarına takılmışken
Haziranla kanıyor ellerim altı otuz vapuruna

Acısın dağlatır suyunda deniz
Kara kıtanın kuru kadınlarına
Hallerim ördürüyor zaman
Ş/işiyor gülüşmekten kadırgalar
Kibri taşıran altı otuz vapuruna



12.4.17

Maveraünnehir Efendisi


Döküldü ikiyüzlü zaman buhara da
Görüldü Kiş kapıda kara katırlı seyyah
Çözüldü dini dar ağızlar harama cihanda
Büzüldü üzüm suyu dolu saki essah

Peçe yüzlü boynuzu tek zamanda
Maveraünnehir efendisi Hayyam

Süzüldü Soğd yansıdı zifir karanlığında
Üzüldü badem gölgesine sığınandı vallah
Sümkürdü karanlığa güneş ulema sarayında
Tükürdü Rubai kasideleri fecr'de billâh

Peçe yüzlü boynuzu tek zamanda
Maveraünnehir efendisi Hayyam

Söküldü şevvalde ehli ilim hilal aralığında
Süpürdü geceden örtüsün güneş tillah
Dürüldü sırlı büyüler bulanık tuzlu sularda
Çöktürdü çiğ ışığın hakikat alimallah

Peçe yüzlü boynuzu tek zamanda
Maveraünnehir efendisi Hayyam


11.4.17

Erik Ağacı


Ne dağınık adımlarım var
Yığılıveriyor bahçenin ortasında
Orta yerine hem de ulu orta
Ta erik ağacının altına

Uykusuz kentin üstünde tepişir
Yarı ayık eğik düztabanlar
Allah bilir ya sinmiştir kızlar kayasına
Rum Eleni'nin şarabi tatlı eriklerine

Gömmek geçiyor arsız ayakları içimden
Yeşil eriğin dip serinliğine mesela
Töpüçlemekte cabası toprağın hani
Acımasam dallarına erik ağacının

Dağılır sabah sisiyle edepsiz adımlarım
Varoşları içinden yara yara gün aşırı
Mesken tutar Rum bağlarını
Avuç dolusu yeşil erik hatırına


10.4.17

Kaldığım Sokak


Yalvarışlar çarpar sürgün aşılarından
Kara vagonlara Ankara'dan
Çırpınsa da Karadeniz anakaradan
Çemkürür hüzün ölgün bakışlardan
Neden gizler adını kaldığım sokak

Ankara yaslanır yasalarına
Ben saklanırım Ankara'da yaslarıma
Haydarpaşa bakar çaresiz hastalarına
Yakalanırım kartal'ın devasa hastalıklarına
Neden gizler adını kaldığım sokak

Karacaahmet sarar ölüleri günahıyla
Ben sahiplenirim ölümü ahı sevabıyla
Çam kokardı adın sonbaharda
Yakar içini ayrılık tüter gri buharla
Neden gizler adını kaldığım sokak

Sur içinde gecekondu boğazına çimento dolar
Kırçıl saçlarım mahreminde parıldar
Boşluğun çiğnediği sözcükler solar
Ellerim sen nefesim rubai kokar
Neden gizler adını kaldığım sokak


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...