FİRARİ MÜRDÜM ÇİÇEĞİ kitabım ÇIKTI okudunuz mu ?

10.11.18

Ah İstanbul


Gün ışığını sergileyince iç odamda
Bir bardak çamurlu suyun hayrına
O güzel suskun sükûtu lisanınla
Öp alnımdan yalvarırım hadi durma
Ne olur İstanbul

Çatlatır dudağın çorak toprak
Sevincinden tohum doğurur
Yolları düğüm düğüm bir kabristan
Toprağında nice canlar soğur
Kaydır yüzünü topraktan ki
Bakabilesin yapraklardan gökyüzüne İstanbul’un


9.11.18

On Kasım

                  Ey uyuyan ya da uyuduğunu sandığım dev erkencisin bu sabah. Davetlileri karşılamaya yetecek mi heyecanın nefesin? Siyah frank smokin de yakışmış hani. Yaklaşan sevgi seline kuş cıvıltılı seslere alışıksındır. Bu ne endişe gam keder? Yoksa kasımpatıları beğenmedin mi? Her zamankinden daha keskin mavi gözlerin. Hırçın tıpkı Karadeniz gibi. Bilmiyorum kaç kasım geçtiğini. Unutmuşum sensiz geçen y(k)aralı yılları sanki hiç geçmemişçesine. Geçmedi de zaten mümkün değil sensizlik. Hani her sabah ziyarete geliyorum ya seni, akıllara zarar. Varsın senden olsun zararsa eğer. Eğer bıraktığın aydınlıkla usumda görmek düşünmek hakikaten zararsa, milyonlara ulaşmış her Türk gencinden biriyim. "Ne mutlu türküm diyene." Ne mutlu Atatürk'ü seviyorum diyene. Bakma bazı fikirlerin zehirlendiğine. Zehirli çicek yaban otlar her bahçede yetişir. Vaktiyle yapmıştın hasat temizliğini. Uzun zaman geçti üzerinden. Aşı yapılma zamanının delilidir kem sözlerin düşüncelerin. Dün yine Kocatepe'de, Conk bayırında ayakizlerin rüzgarda kokun vardı.  Huzursuz bedenin ağırlığına incindi toprak. Yattığın yerde sağa sola dönüyormuşsun. Ya çatık kaşlarına ne demeli? Şark'ın rüzgârı yetişip ruhunu dindirmiş. İyi de etmiş. Toprak kutsal toprak sırlı vefalıdır. Toprağın neleri saklayacağını, koruyacağını, öldürüp, doğuracağını en iyi sen bilirsin. Yukarıdan bakıp hederlenme, hiddetlenip celallenme kurban olduğum. Ecdadımızı tanırsın. Birlikte ölmediniz mi?  Bak gençlik ayakta emanetini şehadetle sahipleniyor.  Tek derdimiz az şaşkınlığımız. Onu da senden gelen asaletli suskunluğa, adaletli kararlılığa say. Şimdi aşağıdakileri rahat bırakıp yukarıdakilere yeniden ölüm emrini versen "vatan, bayrak, millet" uğruna hücum desen geride helal süt emmiş aklı selim bir tek kişi kalırsa namerdim. Evelallah sen nasıl bize canını, kanını, malını feda ettiysen damarlarımızdaki kanla bıraktığın ilkelerle, dürüstlükle sahip çıkıyoruz endişelenme. Hep Samsun semalarına takılıyor nemli gözlerim. Kızılırmak, Yeşilırmak, Fırat, Asi rahat uyur senin gözetiminde. Çanakkale Gelibolu, Anafartalar, Mudanya meydanlarında sesin çınlarken, çelik bakışların Mehmetçiğe süngü olmuş.  Sen ki yedi düvele nam salmış diz çöktürmüşsün. İzinden gelen genç nesil bir kaç yobaza boyun eğecek mi sanıyorsun? Yüreklerinde nifak tohumları yetiştirenler emin olsun ki bu toprakları kanlarıyla sulayanların üzerilerindeki ay yıldız daima dalgalanacaktır.  Ant olsun ki bıraktığın yerden devamla Türkiye Cumhuriyeti en son ferdinin nefesiyle ilelebet yaşayacaktır. Kutlu olsun doğumun göz yağmurlarına boyun eğen kasımpatılarıyla daima gazi Mustafa Kemal Atatürk...

27.10.18

Donduk Anam


Ay zifirde yel üfürür kuytuluklara
İki turunç düşidik tutunamadık dallara
Evlerden ırak içtik şehadeti düştük yollara
Dersim dağlarında ölüm  büründü allara
Biz ki vatan bağrında sarıldık derin uykulara
Donduk anam donduk

Sökülsün orman çam kayın meşe
Arzuhali bedenimizi babam versin ateşe
Diyarı gurbet nöbetimiz emanet kardeşe
Duyurmayın küffara sevinci olur pür neşe
Bir daha çıkmak nasip olmasa da güneşe
Donduk  anam donduk

Nazımiye naçar üstüne kusmuş buzdan ayaz
Memed'im  susmuş parkasında kar beyaz
Var git ölüm kefareti defteri kebire eksik yaz
Hak erenler dönsün semah versin niyaz
Bizi unutan yüreklere haram olsun her yaz
Donduk anam donduk


Not: Tunceli /Nazımiye'de donan şehitlere

20.10.18

Cevizlik


Cevize gebe gökyüzü tenhada
Dopdolu ağlayacak öyleyse
Ne tuhaf tanrım düştüm bir serenada
Gözlerimde dolu belki de yağdı yağacak
Velhasıl seyreyle Cevizlik’te hallerimizi

Döküp gölgemi ceviz yerine altına
Güneşi dövüştürmek istiyorum yaprağa
Gün ki eş denize
Serzenişli hasretin sonsuz gidişiyle toprağa
Velhasıl doğurgan ceviz kederlerimiz

İçti topraktan gizli tadı buruk şarabı
Lev'i ısırgana bulanmış kadın
Yansıdığında yanık ceviz gölgesi gemilere
Gitti öylece en erken erkenden 
Velhasıl koktu ceviz ellerimiz


18.10.18

Ardıç Dalı

Ardıç ağacının kovuğunda serinle
Uyuz bir it ısırınca kuyruğun
Tutki kirini bacadan sildi güneş
Sen tütüne sarılı hüzünken
Üşütme titrek gülüşün ayrancı kız

Ardıç dalları iplik iplik
Mayasın çalınca göle kanmış zemheri
Yatağında yeşil yağdırır yaz
Kirpiği kırlangıçlara mivanperver
Ayağı kara lastikli ayrancı kız

Bürününce siyahi tülbentine şark geceleri
Korur tülden bent babı esrarın binlerce yıl
Karılırınca tayın lokmasına sarı kaçak
Etrafı bulamaç dumandır huş yolunun
O vakit ardıça siluetin asar ayrancı kız

Sessizliğe talibim sensizliği yazan kalemde
Bir şubat soğuğu eserken gözlerinde
Sevda ağartıyor dillerin
Yoğur nefretini  tövbeyle alazda
Bahara düşsün şerha şerha inciler ayrancı kız

Pusu kurmuş ölüm yüzüme
Ekmeğimde tortusu
Toprak sıvar yüreğin damını
Avuçlarında hüzün korkusu
Tanrının üryan çocuğu ayrancı kız



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...